İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - 2 | Türk Hukuk Rehberi

İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - 2



İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - Bölüm 2*

E ) Sebepsiz İktisap Davası

Bu başlık altındaki incelememizin TTK. nın 644. maddesinde öngörülen zamanaşımı ya da başvuru hakkının yitirilmesi ve kambiyo borcunun düşmesi nedeniyle hamile, senet asli borçlularına nedensiz zenginleşme hükümlerine göre başvuruya ilişkin, nedensiz edinim davasıyla herhangi bir ilgisi yoktur. Bu bölümde anlatmaya çalıştığımız iktisap, bedelsiz senet iptali davasının hukuki nedeninin arayışına yöneliktir.

Mücerret nitelikteki kambiyo senedi temelini oluşturan borç ilişkisinin doğmaması ya da sonradan ortadan kalkması ya da geçersiz olması, senedin geçerliliğine etki etmemektedir. Ancak hiç ya da geçerli sebebi olmayan kambiyo senedi her ne kadar kambiyo hukuku bakımından geçerli dahi olsa, sebepsiz iktisap talebi yada defisiyle karşılanmaktadır. Bu nedenle mücerret borçlara karşı en mühim savunma yolu sebepsiz iktisaptır.[1]

Sebepsiz iktisap davası şahsi bir dava olması nedeniyle bedelsizliğin yapısına uyun düşmektedir. Böyle bir davayı açmış olan borçlu senet sonradan bedelsiz kalmış ise sebebin ortadan kalktığını ispat ile senedi geri alacak, eğer senet baştan itibaren bedelsiz ise BK. 62 gereğince sebebin mevcut olmadığını ve kendini borçlu zannederek senedi tanzim ettiğini ispat edecek ve senedin iadesini sağlayacaktır. [2]

Yargıtay da bedelsizliÄŸe dayalı iptal davalarının hukuki sebebini “sebepsiz iktisap” olarak kabul etmektedir. Öztan da aynı görüşü paylaÅŸmak da iptal davasının hukuki mahiyetinin Bk. 62 ve 66 maddelerin açık hükmü karşısında sebepsiz zenginleÅŸme olması gerektiÄŸini söylemekte ancak İİK uyarınca anılan dava bu yasanın 72. maddesine tabi olmalıdır demektedir.

Ancak Hazal YiÄŸit’ in de savunduÄŸu ve benimde katıldığım doktrinde azınlıkta kalan görüşe göre, senedin iptali davalarının hukuki dayanağının sebepsiz iktisap kurallarına dayandırılmasına imkan yoktur. Alacaklının senedi iyi niyetle ve bağışlama yolu ile karşılıksız olarak ciro etmesi durumunda yukarda belirtildiÄŸi gibi borçlu sebepsiz iktisap hükümlerine göre baÅŸvuramayacaktır. Çünkü sebepsiz iktisap davası ÅŸahsi bir dava olup alacaklının zenginliÄŸini üçüncü kiÅŸiye devretmesi durumunda, üçüncü kiÅŸinin zenginleÅŸmesinin nedensiz olduÄŸunu bilmesi durumunda dahi edimin geçerli olacağından borçlunun üçüncü ÅŸahsa karşı dava açması olanaksızdır. Oysa ticaret kanunun 737 nci maddesinde hamilin bilerek borçlunun zararına olarak sendin iktisabı halinde hamile karşı iptal davası açma hakkı verilmektedir. O halde 737 nci madde ile sebepsiz iktisap hükümleri çeliÅŸmekte ve sebepsiz iktisap hükümlerinin tercihi halinde borçlunun hiçde lehine olmayan sonuçlar doÄŸmaktadır. Ayrıca sebepsiz iktisap davasının eda davası olması ve yasada özel olarak düzenlenmemekle beraber İİK nun 72 maddesi içerisinde düşünülen iptal davasıyla bir hukuki münasebetin varlığı yokluÄŸu tespit edildiÄŸinden dava türü olarak da sebepsiz iktisap davası ile baÄŸdaÅŸmadığı açık, o halde dava ne hükümsüzlüğün tespiti ( çünkü hükümsüzlük için senedin geçerlilik koÅŸullarından birinin olmamsı gerekir) ne sebepsiz iktisap davası olmayıp İİK. nun 72. maddesinde ifadesini bulan Yargıtay tarafından iptal davası olarak adlandırılmakla beraber sadece bir tespit davasından ibarettir.

Başından beri açıklamaya çalıştığımız nedenlerle Yargıtay’ın belirttiÄŸi ÅŸekilde bu dava ile senedin iptaline karar verilemez. Çünkü bizce senet düzenlenmesine neden olan asıl borç münasebetinden mücerret olduÄŸundan asıl borç münasebetinin sakatlanması halinde de senet bir kambiyo senedi olarak geçerliliÄŸini koruduÄŸundan ve geçerli bir senedi de iptal etmek için hukuki bir neden bulunmadığından senedin iptali cihetine gidilemez. Yani bu dava ile sadece senedin bedelsiz olduÄŸuna hükmedilir.[3]

I. Bedelsizliğin İspat Şekilleri

A ) İkrar :

Bedelsizlik nedeniyle açılan davalar da en basit ispat imkanı ikrardır. İkrar, bir tarafın diğer tarafça iddia edilenlerin doğru olduğunu bildirmesidir.[4]

Bedelsizlik iddiasında bulunan borçlunun iddia ettiği olayların karşı tarafça kabul edilmesi ikrarı oluşturur. Eğer hamil üçüncü kişi ise, bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini de kabul etmesi gerekir.

İkrar mahkemede ya da mahkeme dışında yapılmış olabilir. Konumuz açısından mahkeme içi ikrar önem taşımaktadır. Mahkeme dışı ikrar, kesin delil niteliğinde değildir. Hakim , mahkeme dışı ikrarı teyit edecek delil ve belirti varsa, buna dayanarak hüküm verebilir.( HUMK.236,IV) Yani mahkeme dışı ikrar bir takdiri delildir ve bununla ancak takdiri delillerle ispat edilebilen hususlar ispat edilebilir.[5] Oysa ki bedelsizlik iddiasında alacaklının elinde bir senet olması sebebiyle senede karşı senetle ispat mecburiyeti karşısında mahkeme dışı ikrar yetersiz kalmaktadır. Şüphesiz, mahkeme dışı ikrar, bir belge ile( mesala ikrarı içeren bir mektup) ispat edilirse, bir kesin delil hükmünde olur.

Senet alacaklısı mahkemede, bedelsizliğe ilişkin iddiaların doğruluğunu kabul ederse dava davacı lehine sonuçlanır. Bu tarzda bir ikrar davalı aleyhine kesin delil teşkil eder, hakim bunu üzerine delillere başvuramaz. Davacının da ispat için başka delilleri sunmasına gerek yoktur.

Davalı bedelsizliği kabul etmesine rağmen, sebebinin başka olduğunu iddia etmesi önem arz etmez. Bedelsizliğe karşı vasıflı ikrar mantıken mümkün değildir.[6] Çünkü vasıflı ikrar da karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu bildirilir; fakat bunun hukuki niteliğinin ( vasfının) iddia edildiğinden başka olduğunu bildirilir.[7] İşte bedelsizlik iddiasında da şayet karşı yan bedelsizlik vakıasını kabul edip bunun hukuki niteliğinin başka olduğunu bildirmesi ona bir şey kazandırmayacaktır.

Bununla beraber bedelsizlik iddialarında bileşik ikrar mümkündür.[8] Bileşik ikrarda bulunan taraf, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar eder, fakat, ,ikrarına bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve bu ( ikrar edilen ) vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa (veya vakıalar ) ekler.[9] Örneğin, ehliyetsizlik nedeniyle bedelsiz olduğu iddia edilen senet aleyhinde açılan menfi tespit davasında davalı, ehliyetsizliğin söz konusu olduğunu fakat davacının kanuni temsilcisinin icazet verdiğini bildirmesi mümkündür. Böyle bir iddiaya bağlantılı bileşik ikrar adı verilir. Bağlantılı bileşik ikrar da ispat külfeti açısından bağlantılı bileşik ikrarın bölünüp bölünemeyeceği tartışmalıdır. Doktrin, çoğunluk, bağlantılı bileşik ikrarın bölünemeyeceği görüşündedir. Bu durumda ispat külfeti hala davacı borçludadır yani borçlu davacı yukarıdaki örnekte kanuni temsilcinin icazet vermediğini ispat etmesi gerekir. Fakat Yargıtay bağlantılı bileşik ikrarda ispat külfetinin bölüneceği görüşündedir. Bu durumda borçlu, bedelsizlik olayını iddia ve ispat edecek (ikrar edildiği için ispat edilmiş sayılacak ) ve alacaklı ise temsilcinin icazet verdiğini ispat etmesi gerekecektir.

Bağlantısız bileşik ikrarda mümkündür. Bu şekilde ikrar da ispat külfetinin bölüneceği tartışmasız biçimde kabul edilmektedir. Örneğin alacaklı bedelsizliği kabul etmekle beraber, borçludan ayrı bir sözleşmeden doğan alacağının olduğunu ve takas ettiğini ileri sürebilir. Bu durumda takasa neden olan alacağın ispatlanması gerekir. Bu alacağın ispat edilememesi durumunda dava ikrarda bulunan davalı aleyhine sona erer.

B ) Yazılı Delil Mecburiyeti :

Bedelsiz bir senetle yapılan takibatlarda senedin ibrazı hakkın varlığı için yeterli bir delil teşkil edeceğinden alacaklının varlığını iddia ettiği hakkı, kanıtlamak için başka bir delil göstermesine gerek yoktur. Zaten kambiyo senedinin düzenlenmesindeki temel amaçlardan biride budur.

İbraz edilen sende karşı ileri sürülen bütün iddialar, HUMK. m. 290 da belirtilen senede karşı olan iddiaların yalnız senetle ispat edilmesi gerektiği kuralı doğrultusunda ancak aynı nitelikte bir yazılı belge ile ispat edilebilir. Kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu iddia eden borçlu bu iddiasını kural olarak yazılı delil ile ispatlayabilir. Yazılı delilden kastedilen, senet alacaklısının kendisine ait olduğu tespit edilmiş imzasını taşıyan veya resmi bir belgedir.[10] Bu nedenle asıl borç ilişkisinden veya temel alacaktan doğan bedelsizlikler şahitle ispatlanamaz.

Ancak bedelsizlik asıl borç ilişkisinin hata, hile, ,ikrah ve gabin gibi iradeyi sakatlayan haller nedeniyle geçersiz olmasından dolayı ortaya çıkmışsa senet borçlusu iddiasını şahitle ispatlayabilir ( HUMK. 293/5 ) Bu gibi durumların senede bağlanmasının zaten imkanı yoktur.

Ayrıca yazılı delil kapsamına girmeyen hukuki fiilleri de şahitle ispatlayabilir. Örneğin hamilin senedi iktisap ederken kötüniyetli olduğunu borçlu şahitle ispat edebilir.

Uygulamada senetlerin üzerinde asıl borç iliÅŸkisine ait birtakım hususların birkaç sözcükle yazıldığı görülmektedir. Bu tür kayıtlar senetteki kambiyo taahhüdüne tesir etmemek ÅŸartıyla geçerlidir. Bunlara “BEDEL KAYDI” denir.[11] Kambiyo hukuku açısından önemli olmayan bu kayıtlar senedi düzenleyenin lehdarın senedin karşılığı olan edimi ( malen yada nakten ) aldığını belirtmeye yaramaktadır. Bu nedenle keÅŸideci ile lehdar arasındaki iç iliÅŸki ve ispat konusunda önem kazanmaktadır. Dolayısıyla ÅŸahsi defilerin ispatında kolaylık saÄŸlamaktadır.

Senet üzerine yazılan bedel kaydının özel olarak ispat gücü yoktur. Buna rağmen taraflar arasında ispat hukuku açısından bağlayıcı niteliktedir. Böyle bir senedin lehdarı, artık senedin kayıtsız şartsız bir borç ikrarı olduğu yolundaki mücerretlik prensibine dayanamaz.[12]

Senet üzerindeki bedel kaydının ispat külfetinin belirlenmesinde önem arzetmektedir. Kayıtta yazılı hususun karine olarak gerçekliÄŸi kabul edilmektedir. Bu karinenin aksi ispat edilebilir. İspat külfeti aksini iddia eden kimseye aittir. Bu nedenle, senet üzerindeki bedel kaydı lehtar yararına “senet karinesi” oluÅŸturmaktadır. Bu ÅŸekilde düzenlenen senede karşı ileri sürülen bedelsizlik iddiasının bedel kaydına uygun olması gerekmektedir.

Bedel kaydının aksinin ispat edilmesi halinde ispat vasıtası olarak ancak yazılı delil kullanılabilir. Bu kayıtların aksi şahitle ispatlanamaz.[13]

C ) Ticari Defterlerle İspat

Uygulamada bedelsizlik iddiasının ticari defterlerle ispatlanmak istendiği görülmektedir.[14] Ticaret kanunumuz bir takım şartların gerçekleşmesi halinde tacirlerin mahkemede ispat aracı olarak ticari defterlerini kullanabileceğini belirtmiştir.(TK. m. 82 )

Ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılabileceği gibi aleyhine de kullanılabilir.

Bedelsizliği iddia eden tacir bu iddiasını usulüne uygun olarak tutulmuş kendi defterlerine dayanarak ispat edebilir. Örneğin tacir kendi ticari da borç miktarı karşısında verdiği açık bononun anlaşmaya aykırı şekilde fazla doldurulduğunu ispat edebilir. Ancak karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş defterinde aksi kayıtlar varsa hükme esas alınmaz.

Bununla birlikte tacir karşı tarafın ticari defterlerini kendisi lehine kullanabilir. Bu açıdan hasmın defteri usulüne uygun tutulmuş olabileceği gibi tutulmamış da olabilir. Bu nedenle hasmın defteri her zaman kendisi aleyhine kullanılabilir. ( TK. m. 84 )[15] örneğin senedin tanzimine neden olan asıl borç ilişkisinin ifa edildiğini, bu nedenle senedin bedelsiz kaldığı karşı tarafın defterlerindeki kayıtlardan yararlanılarak ispatlanabilir.

Yargıtay’ın kökleÅŸmiÅŸ içtihatlarına göre, senet lehdarının, bedelsizliÄŸi iddia edilen senedin kendi defterlerinde kayıtlı olmadığını bildirmesi; kambiyo senedinin bedelsiz olduÄŸunun kabulü için yeterli olmadığı gibi, senedin defterde kayıtlı olmaması çek yada bononun bedelsiz olduÄŸunun kabulünü gerektirmez.[16]

Davacı bedelsizlik iddiasını kendi defterleri ile ispatlamış ve mahkemede hükmüne esas olarak kabul etmişse, son olarak tamamlayıcı yemin verdirilir ( TK. m. 83/1 )

D ) Yemin

Bedelsizliği iddia eden davacının ispat için kullanabileceği belki son imkan karşı tarafa yemin teklif etmektir. İddiasını yazılı delille ispat edemeyen davacı yemin teklifinde bulunabilir.

Davacı borçlunun yemin teklifinde bulunabilmesi için dava dilekçesinde bunun açıkça belirtmesi gerekir. ( HUMK. m. 179/3 )

Kendisine yemin teklifinde bulunulan taraf ( davalı ) yemin ederse iddia edilen bedelsizliğin gerçek olmadığı ispat edilmiş olur.[17] Davacı artık başka delil göstermek suretiyle iddiasını ispat edemez.

Davalı alacaklı yemin teklifinden kaçınır ve yemini reddetmezse davacının iddia ettiği bedelsizliğin varlığı ispat edilmiş olur.(HUMK. M. 347/1) Senet bedelsizlik nedeniyle iptal edilir. Davalı yemin teklifinden kaçınmayıp karşı tarafa yemini reddedebilir. Bu durumda davacı, (senet borçlusu) yemin ederse bedelsizlik ispat edilmiş olur. Reddedilen yeminden borçlu kaçınırsa iddia ettiği bedelsizliğin gerçek olmadığı ispat edilmiş olur.

II. Bedelsizlik Nedeniyle Tarafların Sorumluluğu

A ) Hukuki Sorumluluk

Kambiyo senedinin bedelsizliÄŸi maddi hukuka bakan yönü itibariyle temel alacağın yokluÄŸu anlamına geldiÄŸi için, lehdarın senet dolayısıyla talep hakkı doÄŸmamaktadır. Senedin temsil ettiÄŸi ve kanuni tarifte yer alan ” mündemiç hak” gerçekte mevcut deÄŸildir. Bu yüzden bedelsiz senedi düzenleyen (yada kabul eden) kimse altına girmemektedir. Bu durum, karşılıklı sözleÅŸmelerden doÄŸan edim yükümlülüğünü yani para borcunu ödeme zorunluluÄŸunu keÅŸideci lehine kaldırmaktadır.

Keşideci lehdar arasındaki asıl borç ilişkisi senedin tanzimine neden teşkil eden temel alacağı doğurmaya müsait sözleşme, haksız fiil vb nedenler olabilir.[18] Ancak prensip olarak senet borçlusunun senedi ödemesi için gerçekte borçlu olması gerekir.

Bedelsiz bir senet geçerli bir senet olduğu için kolayca tedavül edilebilir. Lehdar bu durumda gerçekte hak sahibi olmamasına rağmen senetteki hakkı bir başkasına devretmektedir. Devir, gerçekte borçlu olmayan senet borçlusu için ağır bir durumdur.

Senedin devri halinde borçlu kimse yeni hamile karşı senet miktarınca ödeme sorumluluğu altındadır. Eğer yeni hamile senet borçlusu ödemek zorunda kalmışsa malvarlığından haksız bir şekilde azalma olmaktadır. Bu haksız kaybın tazmin edilmesi gerekir.

Keşidecinin (yada kabul edenin) zararını ödeyecek kimsenin tespit edilmesi gerekir. Borçlu senedi yeni hamile ödemesi nedeniyle hamilin malvarlığında haksız bir artış olmamaktadır. Çünkü hamilin iktisabı geçerli bir ciro nedeniyle geçerli ve iyiniyetli haillerin iktisabı korunmuştur. Eğer hamil kötüniyetli ise zaten borçlu bedelsizliği ona karşı da ileri sürebilecek ve ödemeden kaçınabilecektir. Bu nedenle denilebilir ki , haksız bir biçimde malvarlığında eksilme olan borçlunun zararını hamil ödemez.

Ödemede bulunan borçlunun bu zararından lehdar sorumludur. Asıl borç ilişkisinin tarafı olan lehdar bu durumu bilmektedir ve gerçekte keşideciden alacaklı değildir. Buna rağmen senedi devrederek keşideciye zarar vermiştir.

Lehdarın sorumluluÄŸunun hukuki dayanağını ” sebepsiz zenginleÅŸme” hükümleri oluÅŸturmaktadır. Lehdar haklı bir nedeni olmaksızın senedi devretmekle borçlunun zararına kendi malvarlığında artış kaydetmiÅŸtir. Yeni hamil ile lehdar arasında da senedin devrine temel teÅŸkil eden bir borç iliÅŸkisi vardır. Bu iliÅŸki nedeniyle, lehdar borcu karşılığında senedi devretmekte, dolayısıyla mal varlığında artış kaydedilmektedir. Bu artışın geçerli bir hukuki nedeni olmadığı için keÅŸidecinin zararınadır. Sebepsiz zenginleÅŸme teÅŸkil eden bu mal artışı tekrar keÅŸideciye iade edilmesi gerekir.[19] (BK.61)

İadenin kapsamı kötüniyetli zenginleşmeye dair hükümlere göre belirlenmesi gerekir. Çünkü lehdar zenginleşmeyi iade edeceğini bilen ve bilmesi gereken kimsedir. (BK. 63/2)

B ) Cezai Sorumluluk

Bedelsiz bir kambiyo senedini düzenleyen kimsenin cezai sorumluluğu bütün bedelsizlik hallerinde sözkonusu değildir.

Bedelsiz senet hatır için düzenlenmiş ve buna rağmen devredilmesi halinde, bir takım cezai sonuçlar doğmaktadır. Öncelikle, hatır senedini düzenleyen kimse iflas etmesi durumunda taksiratlı yada hileli iflas suçu araştırılmalıdır.[20] Ceza kanunumuz hileli veya taksiratlı iflas hakkında hükümler içermemektedir, bu konuyu icra ve iflas kanununa bırakmıştır.(İİK. m. 310-311)

Bir kimsenin taksiratlı yada hileli iflas etmesi suçtur. Bu iki suç arasında önemli iki fark vardır. Birincisi İİK. m. 310′ da sayılan taksiratlı iflasa dair hallerin tahdidi oluÅŸudur. Buna karşın hileli iflasa dair m. 311 de sayılan haller örnek olarak verilmiÅŸtir ve bu nedenle de dışında hileli iflas halleri mümkündür.[21] İkinci olarak, İİK. m. 310′a göre müflisin cezalandırılması için kusurlu olduÄŸunun ispatı gerekmemesine raÄŸmen , m. 311′e göre müflisin alacaklıları ızrar kastıyla hareket ettiÄŸinin ispat edilmesi gerekir.

Bir kimse m. 310′ a göre “mevcudu ile alacağından çok fazla mebaliÄŸ için senetler imza etmiÅŸ” ise taksiratlı müflis sayılır. Hatır senetleri de bu açıdan taksiratlı müflise dair hükümlere dahil olmaktadır.[22]

Bununla beraber m.311′ e göre ” hakikate aykırı borç ikrar etmek…” hileli iflasa sebep olmaktadır. Ancak sadece senedin tanzim edilmesi yeterli deÄŸildir, ayrıca ” alacaklılara zarara sokma kastı” nın varlığı gerekir.[23]

Ayrıca çeklerde özel bir durum söz konusudur. Bedelsiz bir çek düzenlenmiÅŸ ve bu suretle çekin karşılığı bankada yoksa bu durumun çeÅŸitli yaptırımları vardır. 4814 sayılı ÇÖDK. 16. Uyarınca ” üzerinde keÅŸide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiÄŸinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keÅŸide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar….Bu suçtan mükerrirlere bir yıldan beÅŸ yıla kadar hapis cezası verilir.”

Açık poliçe yada bononun düzenlenmesi halinde, senet lehdarı veya yetkili hamili aralarındaki anlaÅŸmaya uygun olarak doldurma yetkisine sahiptir.(TK. m. 592) Buna raÄŸmen senedi anlaÅŸmaya aykırı olarak doldurulması sonucu senet bedelsiz kalırsa, bu kimsenin cezai sorumluluÄŸu da doÄŸmaktadır. TCK. m. 509 uyarınca bu kimse ” açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ” yani emniyeti suistimal suçunu iÅŸlemiÅŸ olmaktadır.[24] Ayrıca diÄŸer bedelsizlik hallerinden bir nedeniyle bedelsiz olan senedi elinde tutan kiÅŸi bunu keÅŸidecinin rızası dışında devretmesi halinde de emniyeti suistimal suçu oluÅŸabilmektedir.

ATIFLAR


[1] SUNGURBEY, ( Naklen İnan- Hatır senetleri)

[2] İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri )

[3] YİĞİT, Hazal ( Bedelsizlik Nedeniyle Ticari Senetlerin İptali Davası Hakkında Bir İnceleme I ) ( AD. Mayıs- Haziran 1983 s.1. sy. 511-519)

[4] İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri )

[5] KURU/ARSLAN/YILMAZ ( Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı ANKARA 1999 sh. 352 )

[6]İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri )

[7] KURU/ARSLAN/YILMAZ ( Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı ANKARA 1999 sh. 354 )

[8] ACAR, Faruk ( Kambiyo Senetlerinde Bedelsizlik İddiası ) (yayınlamamış yüksek lisans tezi KÜTAHYA 1996)

[9] KURU/ARSLAN/YILMAZ ( Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı ANKARA 1999 sh. 354 )

[10] Senetle ispat zorunluluğu yazılı belge yanında diğer kesin delilleri kapsayacak şekilde anlaşılması gerekir. Yani senede karşı iddialar ikrar, yemin ve kesin hükümle de ispat edilebilir. Hukukumuzda da senedin önemli kesin delil kabul edildiği için kesin delillerle ispat yerine çoğunlukla senetle ispat adı verilmektedir.

KURU/ARSLAN/YILMAZ USUL

[11] Kınacığolu, Naci ( Kıymetli Evrak Hukuku ANKARA 1999 )

[12] GÜRBÜZ, Hulusi ( Türk Ticaret Kanunu’ nun 30. yıl Semineri sh.277 )

[13] Kınacığolu, Naci ( Kıymetli Evrak Hukuku ANKARA 1999 Sh. 148 “…Senet metninde borç nedenini gösteren (bedel kaydının ) tersini ileri süren yanın bunu kanıtlama yükümlülüğü ortaya çıkar. Çünkü borcun nedeni yazılı bir belgeye aktarılmak suretiyle, bu belgeyi elinde bulunduran kiÅŸi yararına senet karinesi oluÅŸacaktır. Böyle olunca, senede aktarılan borç nedenin yada bu konudaki yazılı belgenin tersinin, HUMK. 290. maddesi gereÄŸince aynı kuvvetteki yazılı belgeyle kanıtlanması zorunludur. 11.HD. 7.10.1982 E. 4034, K. 3688)

[14] GÜRBÜZ, Hulusi ( Ticari Senetlerin İptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar 1984 sh. 602 )

[15] Usulüne uygun tutulmamış defterler sadece sahibi aleyhine delil olarak kullanılabilirler. İMREGÜN ( Ticaret )

[16] “…Çekin defterde kayıtlı olmamasının çekin karşılıksız olarak kabulüne yeterli deÄŸildir…” 11.HD. 25.2.1983 E. 707, K. 875 (GÜRBÜZ, Hulusi ( Ticari Senetlerin İptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar 1984 sh. 604)

[17] KURU/ARSLAN/YILMAZ ( Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı ANKARA 1999 sh. 384 )

[18] İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri )

[19] EREN, Fikret ( Borçlar Hukuku 8. Bası İstanbul 2003 819 vd. )

[20] İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri )

[21] KURU/ARSLAN/RAMAZAN( İcra ve İflas Hukuku ANKARA,2003 673)

[22] İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri )

[23] İNAN, Nurkut ( Hatır Senetleri ) “Hakikate aykırı borç olan senedi müflis sırf kendi menfaati için düzenlemiÅŸse hileli iflastan bahsedilemez.”

[24] ERMAN, Sahir, Sahtekarlık Cürümleri 3.B. İSTANBUL 1970 ( Faruk Acar, Kambiyo Senetlerinde Bedelsizlik iddiasından naklen)

İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - Bölüm 1

* Araş. Gör. Hakan Albayrak tarafındna yollanmıştır.


  • İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - 1
  • Prof. Dr. Fahiman Tekil’in Anısına ArmaÄŸan

    
    RSSSiteyi RSS ile takip edin.
    Haber Sistemimize Üye Olun!
    Haber, Makale, Çalışma, Yargı Kararı Gönderin