Halis Doğan - Türkiye Davası | Türk Hukuk Rehberi | Türk Hukuk Rehberi.Net

Halis Doğan - Türkiye Davası



Halis Doğan - Türkiye Davası*

 

 

BaÅŸvuru No:4119/0

Strazburg

10 Ekim 2006

  

  

OLAYLAR

 

            1944 doÄŸumlu baÅŸvuran İstanbul’da ikamet etmektedir.

 

Başvuran, sahibi olduğu Özgür Bakış gazetesini 18 Nisan 1999- 23 Nisan 2000 tarihleri arasında yayınlamıştır.

 

            Cumhuriyet BaÅŸsavcısı, 3713 sayılı Kanun’un 5 ve 8§1 ve 2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 36 ve 169. maddeleri uyarınca 16 AÄŸustos 1999 tarihinde sunduÄŸu iddianameyle, 8 Temmuz 1999 tarihli 82 sayılı derginin 2 ve 3. sayfalarındaki Analiz baÅŸlıklı sütundaki “Komplo’nun yeni aÅŸaması” ve “DoÄŸum” baÅŸlıklı iki makalenin yayınlanmasından dolayı mahkum edilmesini isteyerek, basın yoluyla ayrımcı propaganda yaptığı gerekçesiyle baÅŸvuran aleyhinde ceza davası baÅŸlatmıştır.

 

            BaÅŸvuran, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yaptığı savunmasında konuya iliÅŸkin AİHM içtihadına atıfta bulunarak, kendisine atılı suçun oluÅŸmadığını ve sadece ifade özgürlüğünü kullandığını savunmaktadır. BaÅŸvuran kendisine atılı olayların ifade özgürlüğü ışığında incelenmesinin gerektiÄŸini belirtmiÅŸtir. 

 

            DGM, 17 Åžubat 2000 tarihli kararla, 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 16 ve 3713 sayılı Kanun’un 8§2 maddeleri uyarınca, gazetenin sahibi olarak ve suç unsuru teÅŸkil eden makaleleri yayınlaması nedeniyle, baÅŸvuranı 1.971.270.000 Türk Lirası (TL) para cezasına çarptırmıştır. DGM, 5680 sayılı Kanun’un ek 2. maddesi uyarınca, gazetenin altı gün süreyle yayınlanmasının yasaklanmasına karar vermiÅŸtir.

 

            Başvuran 18 Şubat 2000 tarihinde temyiz başvurusunda bulunmuştur.

 

            Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesi başvurana tebliğ edilmemiştir.

 

            Yargıtay, 6 Temmuz 2000 tarihli kararla temyize gidilen kararı onamıştır. Başvuran bu karardan 29 Ağustos 2000 tarihinde haberdar olmuştur.

 

I. AİHS’NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

 

BaÅŸvuran, Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcısı tebliÄŸnamesinin tebliÄŸ edilmemesinden ÅŸikayetçi olmaktadır. BaÅŸvuran AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiÄŸini ileri sürmektedir.

 

AİHM, baÅŸvuranın sunduÄŸu ÅŸikayete benzer bir ÅŸikayeti incelediÄŸini ve Cumhuriyet BaÅŸsavcısı görüşlerinin niteliÄŸini ve yargılanan bir kimsenin bu görüşlere yazılı olarak cevap verme olasılığının bulunmamasını gözönüne alarak, tebliÄŸnamenin tebliÄŸ edilmemesinden dolayı AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiÄŸi sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. Göç-Türkiye, no: 36590/97, Abdullah Aydın-Türkiye (no: 2), no: 63739/00 ve Tosun-Türkiye, no: 4124/02).

 

            AİHM, iÅŸbu davayı incelemiÅŸ ve Hükümet’in bu durumda farklı bir sonuca ulaşılmasını saÄŸlayacak ne bir olay ne de argüman sunduÄŸuna kanaat getirmektedir.

 

            Dolayısıyla bu davada AİHS’nin 6§1 maddesi ihlal edilmiÅŸtir.

  

II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

 

Başvuran, cezaya mahkum edildiğinden dolayı, düşünce ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

 

Hükümet, PKK liderinin yakalanmasına ve olaydan sonra Türkiye’de süregelen hoÅŸgörü havasına atıfta bulunarak, içerikleri bakımından dava konusu iki makalenin açık bir ÅŸekilde terör örgütü faaliyetlerini savunduÄŸunu ve Kürt halkını ayrımcı eylemlerine devam etmeye çağırdığını savunmaktadır. Yayınlanan sözler AİHM içtihadının getirdiÄŸi sınırların ötesine geçmektedir.

 

Ulusal hakim, AİHS’nin 10§2 maddesinin öngördüğü sınırlandırmalar uyarınca ifade özgürlüğünün kullanılmasına yapılan müdahalenin gerekliliÄŸini incelerken en geniÅŸ takdir payından faydalanmaktadır. Bu baÄŸlamda bu makalelerin terör örgütü PKK’nın propagandasını yaptığına kanaat getirmiÅŸtir. Kanun tarafından öngörülen bu müdahale, ulusal güvenliÄŸi, toprak bütünlüğünü ve kamu güvenliÄŸini korumak amacıyla demokratik toplumda gerekli olan bir tedbirdir. 

 

Hükümet, bu makalelerin yayınlandığı zamanki koÅŸulları gözönünde bulundurmak gerektiÄŸini savunmaktadır. Geneli itibariyle bu makaleler, PKK’nın terör eylemlerini Kürtlerin ulusal bağımsızlığı için bir mücadele olarak tanıtma amacını gütmektedirler. Sözkonusu makalelerin içeriklerinde, binlerce vatandaşın ölümüne sebep olan terör faaliyetlerinin Kürtlerin bağımsızlığını kazanmaları için haklı gösterildiÄŸi mesajı verilmektedir. Hükümet, AİHM içtihadına atıfta bulunarak ve makamların ÅŸiddeti arttırabilecek eylemlere karşı göstermeleri gereken dikkat ve güvenlik alanlarında Türkiye’nin GüneydoÄŸusunda hüküm süren durumun hassasiyetini dikkate alarak, dava konusu müdahalenin ifade özgürlüğünü ihlal etmediÄŸini savunmaktadır.

 

Bu açıklamalar ışığında ve bu dönemde Türkiye’nin bulunduÄŸu özel koÅŸulları dikkate alarak ulusal makamlar, liderlerinin mahkum edilip cezaevine konulduÄŸu terör örgütünü öven benzeri yayınların, Türk toplumunda tansiyonu yükseltebileceÄŸine kanaat getirmiÅŸlerdir. BaÅŸvuranın para cezasına çarptırılması kamu düzenini koruma amacı ile orantılıdır.

 

BaÅŸvuran bu argümanlara itiraz etmektedir. Sahibi olduÄŸu gazetenin, halkı, kamuoyunu ve Devlet’i bilgilendirme amacı vardı. Para cezasına çarptırılması ve gazetenin yayınlanmasının yasaklanması izlenen amaçla orantısızdır.    

 

            AİHM, baÅŸvuranın cezaya mahkum edilmesinin AİHS’nin 10§1 maddesinin koruduÄŸu ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluÅŸturduÄŸuna tarafların itiraz etmediÄŸini not etmektedir. Ayrıca müdahalenin, kanun -3713 sayılı Kanun’un 8§2 ve 5680 sayılı Kanun’un 16. maddeleri- tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi uyarınca ulusal güvenliÄŸin saÄŸlanması ve toprak bütünlüğünün korunmasının yanısıra, düzenin korunması ve suçun önlenmesi gibi birçok amaçlar güttüğüne de itiraz edilmemektedir (Bkz. Baran-Türkiye, no: 48988/99). AİHM, bu deÄŸerlendirmeyi benimsemiÅŸtir.

 

Buna karşın taraflar arasındaki uyuÅŸmazlık, müdahalenin “demokratik toplumda gerekli olup olmadığı” hususuna dayanmaktadır. AİHM, özellikle Halis DoÄŸan-Türkiye (no: 75946/01), Yalçın Küçük-Türkiye (no: 28493/95), Zana-Türkiye (25 Kasım 1997) ve Sundey Times-BirleÅŸik Krallık (no:1) (26 Nisan 1979) kararlarında belirttiÄŸi gibi, 10. maddeye iliÅŸkin içtihadından çıkan temel ilkeleri hatırlatmaktadır.

 

AİHM, Özgür Bakış gazetesinin sahibi olarak, lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra PKK’nın mücadele yürütmesi gerektiÄŸi hakkındaki “Komplo’nun yeni aÅŸaması” ve “DoÄŸum” baÅŸlıklı makalelerin yayınlanması nedeniyle, basın yoluyla bölücü propaganda yaptığı gerekçesiyle baÅŸvuranın mahkum edildiÄŸi sonucuna varmıştır. AİHM, sözkonusu müdahalenin, bu durumda gazete gibi demokratik toplumda güncel konulara iliÅŸkin basında yer alan yayınlar temel rolü gözönünde bulundurularak incelenmesi gerektiÄŸini hatırlatmaktadır (Bkz. diÄŸerleri arasında, Yalçın Küçük, § 38, OkçuoÄŸlu-Türkiye, no 24246/94, 8 Temmuz 1999, Sürek-Türkiye (no 4), no 24762/94, 8 Temmuz 1999, Lingens-Avusturya, 8 Temmuz 1986 tarihli karar ve Fressoz ve Roire-Fransa, no 29183/95). Devlet’in terör tehdidine karşı milli güvenlik ya da ülke bütünlüğü gibi yaÅŸamsal çıkarlarının korunması veya düzenin korunması ya da suçun önlenmesi amacıyla belirlenen sınırları aÅŸmaması gerekse de, kamuoyunu bölen sorunlar da dahil olmak üzere siyasi sorunlar hakkında bilgi ve görüş bildirme görevi basının üzerine düşmektedir. Basının bilgi yayma görevine, halkın haber alma hakkı eklenmektedir. Bilgi alma özgürlüğü, halka, kendisini yönetenlerin fikir ve tutumlarını tanımak ve deÄŸerlendirmek için en iyi yollardan birini sunmaktadır (Bkz, mutatis mutandis, Lingens, s. 46,).

 

Bu davada AİHM, makalelerde kullanılan terimlere ve yayınlandıkları bağlama önem vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmaktadır (Bkz. İbrahim Aksoy-Türkiye, nos 28635/95, 30171/96 et 34535/97 ve Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).

 

Sözkonusu iki makale yoluyla gazete, yasadışı silahlı örgüt PKK’nın yürüttüğü yeni mücadele hakkında görüş bildirmektedir. Makalelerde kullanılan bazı sözler, ne Kürt probleminin barış yoluyla çözümüne çaÄŸrı konuÅŸması, ne sosyal, kültürel ve tarihi olaylar hakkındaki saptamalar olarak görülebilir. AİHM, “aksine (ÅŸimdi) ulusal seferberlik zamanıdır. EÄŸer bütün güçler, yetenekler ve olanaklar faaliyete geçmezse, ne zaman faaliyete geçecekler? Kürtlerin hatıralarında ve kültürlerinde “onur günü” kavramı vardır. İşte bugün onur gününden daha farklı bir gün sözkonusudur.” Ve hatta “durum böyle iken, bizim tek garantimiz, tam bir özgürlük kazanmak için her türlü fedakarlığı yapmaya ve 21. yüzyılın esaret zincirlerini kırmaya hazır olan halkımızın isteÄŸidir. Bu bizim özgürlük mücadelemizi parlayan bir aÅŸamaya taşıyacak öncü politikamızdır. Gerçek fedakarlığı gösteren ÅŸahinlerimiz.” Makalelerin genel içeriÄŸi, ÅŸiddete, silahlı mücadeleye ya da ayaklanmaya teÅŸvik edici olarak deÄŸerlendirilebilir. Bu da AİHM’nin gözünde bulundurması gereken önemli bir unsurdur (Bkz. mutatis mutandis, Müslüm Gündüz-Türkiye (karar), no 59745/01, 13 Kasım 2003 ve Zana, § 60). Bu sözler Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra bir gazetede yayınlanan iki makaleden alınmıştır ve içerik olarak, Kürtlerin davasını savunanları ÅŸiddete teÅŸvik etmektedir. Böyle bir baÄŸlamda, makalelerin GüneydoÄŸu Anadolu bölgesinde ÅŸiddeti arttırıcı nitelikte olduÄŸunu tespit etmek yanlış olmaz. Bu bakımdan AİHM, baÅŸvuranın mahkum edilme gerekçelerinin, baÅŸvuranın ifade özgürlüğüne müdahaleyi haklı göstermek için yeterli ve yerinde olduÄŸuna hükmetmektedir. AİHM sadece “bilgi” ya da “fikirlerin” çatışmasının, ÅŸaşırtmasının ya da endiÅŸeye yol açmasının, benzeri bir müdahaleyi haklı göstermeye yetmeyeceÄŸini hatırlatmaktadır. Ancak bu durumda ÅŸiddet yanlısı bir kışkırtma sözkonusudur. 

 

AİHM için, sözkonusu makalelerin ÅŸiddeti övücü ve savaÅŸa ya da en azından silahlı eylemlerin yeniden baÅŸlatılmasına çaÄŸrı yapar nitelikte olduklarının düşünülebileceÄŸi açıkça ortadadır. Makaleler, PKK’nın fikirleriyle baÄŸdaÅŸmakta ve Türk Devleti’ne karşı silahlı gücün kullanılmasına çaÄŸrı yapmaktadır. Kullanılan ifadeler, içgüdüleri uyandırıcıdır ve ÅŸiddet yoluyla ifade edilen daha önce zihinlere yerleÅŸmiÅŸ önyargıları güçlendirmektedir. Oysa AİHM, makamların 1985 yılından bu yana, güvenlik güçleri ile PKK üyeleri arasında, kasıp kavuran, birçok insanın ölümüne ve dolayısıyla bölgenin büyük bir kısmında olaÄŸanüstü hal ilan edilmesine neden olan ciddi çatışmaların yaÅŸandığı GüneydoÄŸu bölgesinde güvenlik konusunda hüküm süren durumu tırmandıracak nitelikte eylem ya da sözler konusundaki endiÅŸelerinin farkındadır (Zana). Bu baÄŸlamda, okuyucu ÅŸiddete baÅŸvurmanın saldırgana karşı gerekli olan ve haklı gösterilen, kendini savunma yolu olduÄŸu fikrine kapılmaktadır (Bkz. Sürek-Türkiye (no 1), no 26682/95 ve Sürek-Türkiye (no 3), no 24735/94).

 

BaÅŸvuran makalelerde ifade edilen görüşleriyle baÄŸdaÅŸtırılmasa da, kendisinin yazarlara ÅŸiddeti ve kini körüklemeye yönelik destek saÄŸlamadığı söylenemez. BaÅŸvuran gazetenin sahibi olarak, çatışma ve tansiyonun bulunduÄŸu durumlarda artan bir öneme sahip olan bilgi toplanması ve halka bilgi verilmesi görevi sırasında gazeteci ve yazı iÅŸleri müdürlerinin aldıkları “görev ve sorumluluklarını” paylaÅŸmaktadır (Sürek (no 1), Betty Purcell ve diÄŸerleri-İrlanda, no 15404/89).

 

Bu baÄŸlamda AİHM, baÅŸvurana gazetenin sahibi olarak verilen para cezasının “zorunlu bir sosyal ihtiyaca” cevap vermiÅŸ olduÄŸunun makul olarak düşünülebileceÄŸi ve baÅŸvuranın mahkumiyetini açıklamak için makamların ileri sürdükleri gerekçelerin “uygun ve yeterli” olduÄŸu sonucuna varmaktadır.

 

Böyle bir durumda ulusal makamların faydalandıkları takdir marjı gözönüne alındığında, sözkonusu müdahale, AİHS’nin 10§2 maddesi uyarınca güdülen meÅŸru amaçlarla orantılıdır.

Dolayısıyla AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmemiÅŸtir.

  

III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

 

BaÅŸvuran, kendisine gönderilen 10 Mart 2006 tarihli mektupta, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca her türlü adil tazmin talebinin esasa dair yazılı görüşlerde dile getirilmesi gerektiÄŸi hükmünü düzenleyen İçtüzüğün 60. maddesine dikkat çekilse de, kabuledilebilirlik kararından sonra hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Ayrıca baÅŸvuran, masraf ve harcama adı altında hiçbir talepte bulunmazken, AİHM, adli yardım adı altında kendisine ödenen miktarın masraf ve harcamalarını yeteri kadar karşıladığına kanaat getirmektedir. Dolayısıyla AİHM, baÅŸvurana adil tazmin ödenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.

 

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

 

1. AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiÄŸine;

2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmediÄŸine karar vermiÅŸtir.

 

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 10 Ekim 2006 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

* DışiÅŸleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe’ye çevrilmiÅŸ olup, gayrıresmî tercümedir

.


  • İnsan Hakları Mahkemesi Kararları
  • Abdullah Salman - Türkiye Davası
  • Adalet Dergisi 37. Sayı
  • İstanbul Barosu Merkezler Listesi
  • Bölge İdare Mahkemeleri

    
    RSSSiteyi RSS ile takip edin.
    Haber Sistemimize Üye Olun!
    Haber, Makale, Çalışma, Yargı Kararı Gönderin